


#Hangikonubu, iç sesimin ve düşüncelerimin, zamanla fark ettiğim dönüşümün bir noktada dışa vurulmuş hali.
Her bölümde ya kendimle, ya iç sesimle konuşuyorum. Bazen de seninle.
Bu podcastte belki kendinden bir şeyler bulur, “İşte bu, tam da ben!” dediğin sorulara rastlarsın.
Belki de hiçbir ortak noktamız yoktur... Ama yine de bir tebessüm bırakırsam ne mutlu bana.

Tasarım yaparak düşüncelerimi, özgür ruhumu; podcast kaydederek ise iç sesimi ve bilgilerimi aktarıyorum. Arayüz tasarlarken sadeliği, minimalistliği bazense coşkuyu ve renklerin karmaşasını yansıtmayı çok seviyorum. Podcast kaydederken kendimi ifade etmeyi kelimelerle oynamayı, bişey olmaya çalışmadan, kovalamadan akışkan kalmayı seviyorum.
Tasarım yaparak düşüncelerimi, özgür ruhumu; podcast kaydederek ise iç sesimi ve bilgilerimi aktarıyorum.
Arayüz tasarlarken sadeliği, minimalistliği bazense coşkuyu ve renklerin karmaşasını yansıtmayı çok seviyorum.
Podcast kaydederken kendimi ifade etmeyi kelimelerle oynamayı, bişey olmaya çalışmadan, kovalamadan akışkan kalmayı seviyorum.
“Hangikonubu” podcast’i, bu iki dünyanın ve hayatımda barındırdığım farklı yollarımın kesiştiği bir alan: teknik birikimimle şekillenen bazende duygularımla derinleşen bi ifade biçimim. Kendimi yansıtma şeklim.
Podcast bölümlerimde bazen bir konuğu dinliyor, bazen sadece kendi sesime kplak veriyorum.
Benim için tasarlamak, konuşmak, yazmak; bunların hepsi, birer keşif. Her projede, her bölümde kendimden bir şeyler katıyor, biraz daha dönüşüyor ve öğreniyorum.
Eğer yollarımız bir gün kesişirse, hem tasarıma hem insana dair bir şeyleri belki birlikte keşfedebiliriz.



